|
Değişim Zamanı ;
Yolda yürürken içi para dolu bir cüzdanı bulan çocuğun, ağzı kulaklarına gelir; ”Yaşasın! Bu parayla tüm hayatımı değiştirebilirim” diyerek avazı çıktığı kadar bağırır. Onun sesini duyan diğer dilenci çocular , çocuğun yanına gelir ve onlar da hayatlarını değiştirmek istemektedir ki, çocuğun elinden cüzdanı almaya kalkışır. Çocuk cüzdanı sıkı sıkı tutmaya çalışır ancak aldığı yumruk darbeleriyle yere yığılır. Cüzdan artık elinde değildir. Ekip olarak çalışan diğer dilenci çocuklar, cüzdanın içindeki parayı aralarında paylaşır. Kıvrıldığı yerden doğrulan olayın kahramanı, zar zor ayağa kalkar, eliyle ağzını yoklar ve ağzında birşeylerin eksikliğini hisseder. Gelen yumrukların parçaladığı dişlerini yerlerde bulur... Hayatına bundan sonra, ön iki dişi olmadan devam edecektir artık....
Biz tabi bu türden hayali bir değişimden bahsetmeyeceğiz. Değişim derken mantıklı olan değişimlerden söz etmek istiyorum. İnsanoğlu doğarken , karerketini oluşturacak birtakım yapı taşlarını genlerinden alır. Bu genlerin davranışlarının bile değiştirilebileceği , birtakım spiritüel uzmanlar tarafından kabul edilse de, ispatı olmadığı için biz, genler ile gelen özelliklerin değişmeyeceğini kabul edelim başta, Örneğin konulara yatkınlıklarımız, sanaatsal birtakım kabiliyetlerimiz, sayısal veya sözel zeka dengemiz, v.s genler ile oluşan özelliklerimiz olarak kabul edilir. Yani doğuştan müzük kulağı olan bir kişinin şarkı bestelemesi ile, sonradan eğitim almış bir kişinin bestesi arasında büyük ölçüde farklılıklar oluşacaktır. Beste yapmak; doğal evresi içerisinde çok severek yaptığı bir iştir birinci kişilik için. Diğeri ise aile veya çevre baslısıyla meslek edinmiştir beste yapmayı. Sevmeden, sıkılarak yalnızca alışkanlıklarından dolayı, veya aldığı eğitimden dolayı devam ettireceği bir meslektir onun için. İkisinin eserlerinin farkı çok net anlaşacaktır kanatimce...
Değişim; kişinin gerçekten kendi isteğiyle olur ise değer katabilir kendine. Örneğin her insan yaşadığı çevresini değiştirmekten korkar. Altında yatan korku, yalnız kalma korkusudur. Yaşadığınız çevre ,size pozitif bir enerji katmıyorsa ve sizin mutlu olmanıza hizmet etmiyorsa kesinlikle değiştirlmesi taraftarıyım. Keza çalıştığınız iş. Eğer çalıştığınız işte huzur ve keyif duymuyorsanız, yalnızca işin gereklerini yerine getiriyorsanız, birtakım sorumlulukları almadan sadece verilen işleri takip ediyorsanız bence değişimi kökten yapmanızın zamanı gelmiştir. İş çok önemlidir insan hayatında: Sabah kalktığınızda işe gitmek için hazırlanırsınız, oysa eve geldiğinizde herhangi bir hazırlık yapmak zorunda değisiniz. Sabah işe gitmek için strese girer, o korkunç trafiği işe gitmek için çeker ve hedeflenen yere iki saatte bile ulaşsanız mutluluk hormonlarınız hala salgılanarak , kapısından girdiğiniz şirketinizde duyacağınız bir günaydın lafı herşeyi unutturur sizlere... En az sekiz saatiniz işyerinizde geçer. İşiniz için gerekil olan tüm verileri toparlar ve hep odaklandığınız müşteri memnuniyeti ile hatırlanan bir kimlik olmak için çabalarsınız...
İşinizde sizin yerinizin doldurulamayacağını düşünüyorsanız şükredin ve çalışmarınıza devam edin. Her sabah gidebileceğiniz bir işiniz olduğu için, duyabileceğiniz bir iki “günaydın” olduğu için, size ihtiyacı olan bir patronunuz olduğu için şükredin ve şükretmenin keyfini çıkartın... Eğer her sabah işinize giderken yollarda mutluluğunuzu kaybede kaybede, şirket kapısından girerken suratınızdan düşen bin parça şekline dönüşüyorsanız, masanızın başında bugün de nasıl geçecek diyorsanız, patronunuzun size sorduğu sorulara yanıt bulmada zorlanıyorsanız, sık sık yalan söyleme ihtiyacı duyuyorsanız, derhal işinizi değiştirin... Ne kendinize ne de o şirkete bir faydanız olacaktır... Düşünsenize bir gününüzün en güzel saatlerini, diğer saatleri beklemek için geçiriyorsunuz. Tek bir ömrünüz var ve siz bir müsvette kağıt şeklinde kullanıyorsunuz. Şükredip mutlu olacağınız işte neden değilsiniz... Seveceğiniz ve mutlu olacağınız işe ulaşabilmek için ne çabalar gösterdiniz? Yoksa bir vekil tanıdığınız vasıtasıyla mı o işe getirildiniz?
Kriz ortamları aslında kritik yapma ortamlarıdır. Hem işveren tarafında hem de çalışan tarafında durum aynı platformda değerlendirilebilir. Gerçekten olmak istediğim yerdemiyim, yoksa tesadüfen mi bu noktalara ulaştım, teraziye konulduğumda, terazinin diğer tarafına ne konulmalıdır değerimi ölçmek için? Benim değerim hangi birim ile ölçeklendirilebilir?
Değerinizi kendiniz ölçün. Dürüst olun! Değeriniz, başkalarının size biçtiği değer değildir, sizin başkalarına ne kadar değer kattığınızla direk alakalıdır... Değişime açık olun, sonuç her zaman değişimden önceki durumunuzdan daha iyi olacaktır. Siz kendi iradenizle değiştiremediğinizde, mutlaka bir başkası sizin yerinize değiştircektir.
2009 yılında gözlerinizin içi hep gülsün, gönlünüz huzur dolsun
Saygılarımla;
PINAR KABİL
|